Aşağıda belirtilen seçenekler aracılığıyla veya istediğiniz zaman çerez politikası sayfamızdan seçimlerinizi yönetebilirsiniz. Yaptığınız seçimler, bu tarayıcı için geçerli olacaktır.
Zorunlu Çerezler
İşlevsellik İçin Gerekli Olan Çerezler
Performans ve Analiz İçin Gerekli Olan Çerezler
Hedefleme ve Reklam Çerezleri

Amorim sonrası yeni sayfa: Kaybolan yıldızlar geri döner mi?

-
Amorim sonrası yeni sayfa: Kaybolan yıldızlar geri döner mi?
Ruben Amorim'in Manchester United'daki görevine son verilmesi Portekizli çalıştırıcının sistemine, yönetim tarzına ve iletişimine mesafeli duran birçok oyuncu için de yeni bir başlangıç ihtimali yaratıyor. Bu listenin en tepesinde ise Marcus Rashford yer alıyor.

Marcus Rashford, Amorim döneminde Manchester United'daki en net kaybeden figürlerden biri oldu. Sezona umut verici bir başlangıç yapsa da kısa sürede gözden düşen İngiliz yıldız, önce Aston Villa'ya, ardından Barcelona'ya kiralandı. 

Rashford'un Amorim'le yaşadığı kopuş, yalnızca saha içi performansla sınırlı değildi; çalışma disiplini, antrenman anlayışı ve rol beklentisi taraflar arasında ciddi bir uyumsuzluk yarattı.

Amorim'in "Rashford değişmezse bu takımda yeri yok" sözleri, ilişkinin geri dönülemez biçimde koptuğunu gösteriyordu. Ancak Portekizli teknik adamın United'dan ayrılmasıyla birlikte tablo değişti. 

İngiliz basınından Mirror'da yer alan habere göre Rashford hala 2028'e kadar kulüple sözleşmeli ve Barcelona'daki geleceği de kesinleşmiş değil. Katalan kulübünün satın alma opsiyonunu kullanıp kullanmayacağı belirsizliğini korurken, Old Trafford'a dönüş ihtimali ilk kez yeniden masaya gelmiş durumda.

Soyunma odasında kırılma büyüktü

Amorim'in gidişi, yalnızca Rashford için değil, soyunma odasında huzursuzluk yaşayan birçok oyuncu için de rahatlatıcı bir gelişme olarak yorumlanıyor. Wolves maçı öncesinde yaşanan sistem değişikliği karmaşası, oyuncuların teknik ekibe olan güveninin ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koymuştu.

Daily Mail'in haberine göre; Kobbie Mainoo, Joshua Zirkzee, Manuel Ugarte gibi isimler, Amorim'in görevde kalması halinde ayrılığı ciddi şekilde düşünüyordu. Oyuncular, teknik adamın katı üçlü savunma ısrarı, net bir Plan B sunamaması ve iletişim tarzından rahatsızdı.

Özellikle Bruno Fernandes'in sakatlığıyla birlikte Amorim'in soyunma odasındaki son güçlü bağı da kopmuş, teknik adam hem oyuncu grubundan hem de yönetimden izole hâle gelmişti.

Sistem, ego ve kontrol savaşı

Amorim, Sporting'de başarıya ulaşan 3-4-2-1 sistemini Manchester United'a birebir taşımakta ısrar etti. Kulüp yönetimi ise bu sistemin zamanla evrilmesini ve daha esnek bir yapı kurulmasını bekliyordu. Ancak bu "evrim" hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Yönetimle yaşanan yetki tartışmaları, transfer tercihleri konusundaki fikir ayrılıkları ve kamuoyuna yansıyan sert açıklamalar, Amorim'in kendi sonunu hızlandırdı. Leeds maçından sonra yaptığı çıkışlar, kulüp içinde "geri dönüşü olmayan nokta" olarak değerlendirildi.

United'da rota yeniden çiziliyor

Amorim'in ayrılığıyla birlikte Manchester United, yalnızca yeni bir teknik direktör değil, daha kapsayıcı ve oyuncu profiline uyum sağlayan bir yapı arayışına girmiş durumda. 

Bu da daha önce dışlanan, sistemle uyuşmadığı düşünülen oyuncuların yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor.

Marcus Rashford bu dönüşümün en sembolik ismi olabilir. Amorim'siz bir United'da, Rashford'un hem sportif hem de duygusal olarak kulüple bağlarını yeniden kurma ihtimali artık eskisinden çok daha güçlü.