Aşağıda belirtilen seçenekler aracılığıyla veya istediğiniz zaman çerez politikası sayfamızdan seçimlerinizi yönetebilirsiniz. Yaptığınız seçimler, bu tarayıcı için geçerli olacaktır.
Zorunlu Çerezler
İşlevsellik İçin Gerekli Olan Çerezler
Performans ve Analiz İçin Gerekli Olan Çerezler
Hedefleme ve Reklam Çerezleri

Spor yazarlarının derbi yorumları

-
Spor yazarlarının derbi yorumları
Spor yazarlarının, Süper Lig'in 25. haftasında Galatasaray'ın Beşiktaş'ı 1-0 mağlup etmesiyle sonuçlanan derbi hakkındaki yorumlarını sizler için derledik.

Cem Dizdar - Fanatik

"Pek bir şey olmayan ilk yarı" diye yazacaktım ama gol oldu! Haliyle "bir şey" oldu! Yine de devre boyunca ne istatistik ne de futbol açısından "gol" dışında bir şey olmadı. Biz de öylece "baka kaldık". Beşiktaş oynamayıp beklemeyi tercih edince Galatasaray öne gelmeye başladı. Bunlardan birinde "kıl payı ofsayt" sınırından dönüp gol olunca devre o çok bildik "tribün üstünlüğüne" rağmen deplasman takımı lehine tamamlandı. İkinci devresi biraz da zorunluluk nedeniyle Beşiktaş yüklenmesiyle ilerleyen bir maçtı izlediğimiz. Fakat sonuçlardan bağımsız olarak şimdiye kadarki Beşiktaş'tan öte bir Beşiktaş değildi izlediğimiz. Elbette ölçü "sonuç" değil ama sonuç için gösterilen planlı çabaydı işin esası. Son dönemde Beşiktaş için kurulan anlatının çoğu "sonuç" merkezliydi. Bu maç da gösterdi ki, "transferle değişen takım" anlatısı muadil bir takım için geçerli değildi. Lig lideri Galatasaray'ın vasat oyunu bile denklemi aleyhte çözdü. Marifeti yere göğe sığdırılmayan birçok oyuncu sahada görünmedi.

Haliyle her transfer harcamasını bambaşka bir dil ile anlatmayı alışkanlık haline getirmiş futbol medyasını takip edenler için de öğretici bir maçtı. Yine de şunu belirtmeliyim, bu maçın kaybedeni Beşiktaş'tan çok Fenerbahçe oldu. Çünkü bundan sonra yapacakları kendi yaptıklarından daha fazla Galatasaray'ın yapamayacaklarına bağlı olacak. Ancak bu beklentinin yerine gelmesi o kadar kolay görünmeyecek gözlerine.

Uğur Meleke - Hürriyet

17-18 Mart arası 12 günde Galatasaray 4 maçlık yoğun bir fikstürün içinde: Beşiktaş deplasmanı... Üç gün sonra Devler Ligi'nde Liverpool. Cumartesi ligde Başakşehir. Ve çarşamba gecesi Liverpool deplasmanı şeklinde... Beşiktaş'sa aynı süreci Galatasaray derbisinden sonra ligde Gençlerbirliği ve Kasımpaşa maçlarıyla tamamlayacak. Yani sarı kırmızılılar rakibine göre sert bir fikstürle geldi derbiye. Beşiktaş'ın dünkü maçı kazanması halinde zirveyle farkı 9'a, Fenerbahçe'yle de 5'e indirme şansı söz konusuydu. Galatasaray'ınsa 1 puana hayır demeyebileceği bir günde siyah-beyazlıların daha yüksek bir tonda, daha büyük coşkuyla, daha fazla önde baskıyla başlaması beklenirdi derbiye. Ancak öyle olmadı. Dolmabahçe'de çok düşük tonda, topu hızının pek artmadığı, iki takımın da emniyeti seçtiği bir ilk yarı izledik. İlk devrede topa daha fazla sahip olan, isabetli şutlarda 2-0, rakip ceza alanında topla oynamada 10'a 5 üstün olan, önde de 3 top kazanan taraf misafir Galatasaray'dı. Beşiktaş dün ilk devreyi sıfır isabetli şut, sıfır kornerle bitirdi. Belki ilk 45'te bariz bir oyun farkı oluşmadı ama golü bulan misafir Galatasaray oldu bu istatistiklerle de paralel biçimde.

İlk yarıda pasif gözüken Beşiktaş, ikinci devreyeyse büyük bir coşkuyla başladı... 46 ile 62 arası, yani 11'e 11 oynanan bölümde de üstün olan taraf siyah-beyazlılardı zaten. 62'de gelen kırmızı kart sonrasıysa maç büyük ölçüde tek kaleye döndü, Beşiktaş son yarım saatte 5-6 net fırsat yakaladı ancak uzatmalarla beraber 40 dakika 1 kişi eksik oynayan Galatasaray, peş peşe defansif hamlelerle içerideki savunmacı sayısını artırdı. Son çeyrekte 4 savunmacı + ön liberoda Singo-Torreira, orta saha kanatlarında da Sallai-Eren oynadılar. Yani bir bakıma 1-8-1'e döndü sarı kırmızılılar son çeyrekte. Ancak Beşiktaş'ın bu bölümde yakaladığı net fırsatlarda Uğurcan Çakır başroldeydi hep. Hatta dün ikinci devrede maçın neticesini Uğurcan'ın belirlediğini söylersek, sanırım yanılmış olmayız.

Bülent Timurlenk - Sabah

Bu sezon hiç derbi kazananamış çalışkan öğrenci Okan Buruk ve son 4 sezonda yarıştan erken kopup iki vizeyi de boş geçip finalde bir Galatasaray galibiyetiyle sınıfı geçerim diyen Beşiktaş. Kartal bunu son 3 sezonda iki kez yapmıştı ve üçüncü için de gerisindeki galibiyet serisi iyi referanstı. 22 adamın da kim olacağının tahmini zor değilse muhtemel 11'ler, ideal 11 ise iki adım önde olan G.Saray'dır. Bir, daha kaliteli kadro, iki ise daha uzun zamandır birlikte oynanan bir 11. İlk 10 dakikadan sonra da bunu hissetirdiler rakibe ve tribünlere. 15-30 arası yüzde 60+ dominasyon, 8 pas arasıyla rakibin oyununu kırma ve devreye önde götüren gol... Sane'nin kırmızı kokan pozisyon sonrası kötü oyununu asistle süslediği ilk yarı sonunda yerini Lang'a bırakması gerekiyordu. Buruk, bağıra bağıra gelen kırmızı kartı önleyemedi. 

Beşiktaş, ikinci yarıya iyi başlamışken 10 kişi kalan takımında merkezde oyunu soğutan Sara da kenara gelince ev sahibi maçı rakip sahaya yıktı. Beşiktaş'ın iki kanadındaki 4 adamın hücumda "derbi seviyesi"ne çıkamadığı maçta Buruk, her değişikle takımını biraz daha kalesine yasladı. Sadece ikinci yarıda 19 uzaklaştırma, Kartal'ın 23 orta denemesi... Sergen Yalçın, kulübeden gelenlerden verim alamazken Galatasaray sezonun ilk derbi galibiyetine koşuyordu. Osimhen elbette ki sadece golüyle değil mücadelesi ve fark yaratan oyunuyla, Uğurcan da nefis iki tokatlaması, altı pas hakimiyeti ve isabetli paslarıyla, Abdülkerim müthiş defansıyla G.Saray'ı zafere taşıdı. Buruk ve Sane'ye rağmen kazanılmış bir derbi oldu.